firma logosu
Ev Sahibi ve Kiracının Hakları;
Ev sahibi ve kiracı hakları
Ev sahibi ve kiracı hakları
İmzaladığımız kontratlar nasıl olmalı, artış oranları neye
göre belirleniyor, kiracılar kontrat öncesi evi hangi şartlarda
tahliye edebilir, gürültücü komşularla veya gürültü yaptığımızı
iddia eden komşularla yasal olarak nasıl uzlaşabiliriz...
25 Eylül — ‘NTV’ye
Sorun’ programına konuk olan Kültür Üniversitesi Medeni Hukuk
Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Turgut Öz, evsahibi-kiracı
hakları ve komşuluk hukuku hakkında bilgiler verdi
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının konut hakkımızla ilgili 57. Maddesine göre:
“Devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama
çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut
teşebbüslerini destekler.”
Gayrimenkul kiraları hakkında 6570 sayılı yasanın 7. Maddesine göre; “kira
bedelini vaktinde ödememelerinden dolayı haklı olarak bir yıl içinde kendilerine
iki defa yazılı ihtar yapılan kiracılar aleyhine, ayrıca ihtara hacet
kalmaksızın, kira müddettinin hitamında,tahliye davası açabilirler. ”
Gayrimenkul kiraları hakkında 6570 sayılı yasanın 9. Maddesine göre; “kira
mukavelelerinde; bu kanunun kira bedellerinin tayinine mütaalik hususlar
müstesna kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz. ”
Gayrimenkul kiraları hakkında 6570 sayılı yasanın 11. Maddesine göre; “Kiracı
kira müddetinin bitmesinden en az on beş gün evvel mecuru tahliye edeceğini yazı
ile bildirmediği takdirde sözleşme aynı şartlarla bir yıl uzatılmış sayılır.”
Kira artış oranları nedir, iyi bir kontrat nasıl
düzenlenmelidir, evsahipleri, kiracı ve komşu ilişkilerindeki
sorunlarda hukuk ne zaman ve hangi koşullarda devreye girebilir?
KİRA KONTRATI NASIL OLMALI?
Kiracının haklarını gözeten bir kira kontratı nasıl
olmalı, nelere dikkat etmeliyiz? Ev sahibinin evin durumu
gerçekten iyi değilse kontratta ‘mükemmel’ yazmasının bir etkisi
olur mu? Kime, neye göre mükemmel, yasalar bu işe ne diyor?
Turgut Öz: Kiracıların durumu biraz iyi. 6570 sayılı gayrımenkul
kiraları hakkındaki kanun, şehirlerde ve belediye sınırları
içerisinde sözleşmeler ne yazarsa yazsın veya yazılı bir
sözleşme yapılmış olsun ya da olmasın kiracıyı tek yanlı olarak
koruyan hükümler içeriyor. Ama tabi yine de boşluklar var. Bu
boşlukları dolduracak noktaları kiracıların iyi bilmesi
gerekiyor. Yazılı bir kontrat yapıldığında mükemmel diye yazmak,
evin daha sonraki bozuklukları, teslim aldığınızda mevcut olan
eksikleri kabul ettiğiniz anlamına gelebilir. Bu bakımdan
sakıncalıdır. Daha sonra bunun hangi baskılar altında ya da ne
gibi şartlarla yazmak zorunda olduğunuzu ispatlamak sorunlarıyla
uğraşmak yerine böyle bir şey yapmaktan kaçınmak gerekir. Ama ne
olursa olsun kiracı olarak kabul edilebilmek için bunu yapma
mecburiyetinin de doğduğu inkar edilemez. Böyle bir durumda eve
girdikten, sözleşmeyi yaptıktan hemen sonra bir tespit
yapılmasını tavsiye ederim. Karşı tarafa kiraya verene hangi
şartlar altında bu şartın kabul edildiğini belirten bir tesbit
yapılırsa, mahkemelerimiz bunu gözönüne alacaktır.
KİRA ORANLARI
Kira oranları neye göre belirleniyor? Fiyatları
belirleyen bir merci var mı?
Turgut Öz: Her ne kadar yasalar, kiracıyı koruyan bazı
hükümü içeriyorsa, ne olursa olsun, kira sözleşmesi serbest
iradeyle kurulan bir borçlar hukuk sözleşmesidir. Bu bakımdan bu
sözleşme yapılırken, kiraya verenin isteyeceği kira miktarına
sınır çizen ya da belirli ölçüler getiren bir hükmümüz yok. Bir
kişi nasıl hiçbir zaman evini kiralamama hakkına sahipse,
istediği fiyata kiralama imkanına da sahip. Burada yapılacak bir
şey yok. Ancak sözleşme yapıldıktan sonra istediği gibi kirayı
arttırmasına yönelik hükümler var. Bu bakımdan maalesef sözleşme
yapılırken, alabileceğimiz bir tedbir yok.
ANAYASA’NIN VATANDAŞA TANIDIĞI HAKLAR
Anayasanın konut hakkıyla ilgili maddesi vatandaşa ne
tür haklar tanıyor? Vatandaş olarak ne gibi haklarımız var?
Turgut Öz: Anayasa’nın konut hakkına ilişkin hükümleri
aslında doğrudan bu konuya çok çare değil. Ama unutmamalı ki,
Anayasamızda mülkiyet hakkı esas alınmış ve korunmuş. Sözleşme
usulü esas alınmış ve korunmuş. Konut imkanını vatandaşlara
sağlamak için bu hakların özüne dokunulamaz. Bu bakımdan bazı
özel durumlarda objektif olarak değişen ekonomik şartlara bağlı
olarak kira artışının azaltılması, önlenmesi imkanları var. Ama
böyle bir subjektif bir sebeple, şahıslar işini kaybettiği için
veya hasta olduğu için kira miktarının düşürülmesi veya artışını
önleyici bir hüküm yok. Bu konuda Anayasa’nın da yapabileceği
bir şey yok. Şu çok özel durumlarda mahkemelerimiz buna bir fren
yapabiliyor. Mesela kişi kalp krizi geçirmiş, ağır hasta.
Kanunen evden çıkartılması hayatını tehlikeye düşürecek. Öyle
bir durumda tahliye imkanı olsa, hiç olmazsa bu sağlık sakıncası
geçene kadar ev sahibi beklemeye mecbur edilebiliyor ama onun
dışında işim bozuldu. İşten çıkarıldım gibi sebepler
yükümlülükleri hafifletmiyor.
KİRA ARTIŞ ORANI
Kontrat yıllık hayat şartlarına göre düzenleniyor
oysaki işyerleri yüzde 10 zam yapıyor. Bunun çaresi nedir?
Turgut Öz: Gayrimenkul kiraları hakkında kanuna göre kira
sözleşmelerinde hangi kira artış oranı yazarsa yazsın, kiracı
ilk seneden sonra herhangi bir kira artışı yapmakla yükümlü
değil. Böyle çok önemli bir koruyucu hüküm var. O orana uymak
zorunda değil. Fakat kanun bunu dengelemek maksadıyla kiraya
verene mahkemeye başvurmak suretiyle, değişen hayat şartlarına
göre kira bedelinin arttırılması davası açma imkanı veriyor.
Bunlara kira tespiti davası denir. Sulh hukuk mahkemesinde
açılan bir dava. Burada hakim, sözleşmede yazılan oranda kirayı
arttırmak durumunda değil. Son yıllardaki durum ise şöyle: 2001
tarihinden sonra, mahkeme TEFE’deki artış oranında kira artışını
yapacaktır. Belki adalet kavramına dayanarak bundan biraz daha
aşağı olabilir ama söz konusu kişinin ödeme gücünü doğrudan
doğruya dikkate almayacaktır.
KOMŞU HAKLARI
Komşum da en ufak bir sesten bile rahatsız olup hemen
şikayete geliyor. Sürekli evsahibine ya da belediyeye şikayet
edeceğini söylüyor. Ne yapabiliriz haklarımızı nasıl aramalıyız?
Turgut Öz: Apartman hayatında dairelerdeki komşuluk
ilişkisinde 634 sayılı kat mülkiyeti kanunu uygulanacaktır.
Burası apartman sakinleri arasındaki eski ve özel kanun bazı
prensiplere bağlamıştır. Ve birbirini dürüstlük kuralına göre,
hakkaniyet prensibine göre, rahatsız edecek davranışlardan
kaçınma yükümlülüğü denir. Bunların arasına komşuları rahatsız
edecek sesler çıkarma, onların dinlenmesini, uyumasını
engelleyecek şekilde gürültü yapmayı da yasakladığını görüyoruz.
Bu yasaya aykırı hareket edenler hakkında mahkemeye müracaat
edilebilir. Bunu ihtilaf halinde, tanıklar dinleyerek hakim
tesbit etmeye çalışacak. Açıkcası hakimi kim daha inandırıcı
şekilde ikna ederse, onun haklı çıkacağı bir durum söz konusu.
Ama tabi, davayı açıp iddiada bulunanların önce iddiasını ispat
etmesi gerekecek. Aşırı bir hassasiyet söz konusuysa buna
girmez. Çünkü alt ve üst katlar ve yan daireler halinde
yaşamanın yarattığı bir takım rahatsızlıklara katlanma
mecburiyeti vardır. Aynı şekilde, tıkırtı bile çıkmayacak
diyemezsiniz. Sürekli şikayetler, yolunu kesme şeklindeyse, kaba
konuşmalar şeklindeyse, tam tersine bu kanuna göre komşuyu
rahatsız etme, taciz etme sayılır. O dava açmaya izin
verilebilir.
TAHLİYE TAAHHÜTLERİ
Kira kontratı yaptık ama ez sahibim evini üç yıl
içinde tahliye edeceğimi yazan noter tastikli bir belge istiyor.
Bunun bir formalite olduğunu söylüyor. İmzalarsam veya
imzalamazsam ne olur?
Turgut Öz: Çok önemli bir konu. Daha önce bahsettiğimiz
6570 sayılı kanuna göre kira sözleşmesi yapıldıktan sonra
verilen tahliye taahhütleri geçerlidir. Burada belirtilen
tarihte kiracı çıkmak zorunda. O tarih geldiğinden itibaren bir
ay içerisinde kirayı veren mahkemeye başvurursa, mahkeme
tahliyeye karar verecektir. Onun için böyle bir tahliye taahhüdü
vermemesi gerekir. Kira sözleşmesinin tarihinden daha eski
tahliye taahhütleri geçersizdir. Bunlar kiralayabilmek için
baskı altında verilmiş sayılmakta ve kesin geçersiz
sayılmaktadır. Tahliye taahhüdünü kira sözleşmesinden sonraki
tarihli olması gerekir.
APARTMANIN DIŞ CEPHESİ
Apartmanımda kablolu televizyon olmadığı için çatıya
anten taktırmak istiyorum fakat apartman yönetimi buna izin
vermiyor. İtiraz etme hakkım var mı?
Turgut Öz: Bu da kat mülkiyeti kanunu çerçevesinde
çözülecek bir sorun. Bu subjektif ihtiyaçlar maalesef çok fazla
gözönüne alınmayacak. Apartman yönetimi, aslında apartmanda kat
malikleri, gerek çoğunlukla uydu anten konulmasına karar
vermişlerse, buna katılmayan da buna uymak zorundadır. Ama bu
uydu antenden yararlanmayacağını söyleyerek, bunun masrafına
katılmayabilir. Fakat bunun yerine ben apartmanın dış
cephesinden görünür şekilde bir anten çıkartacağım diyemez.
Böyle bir şeyi maalesef yapamaz. Vatandaşımıza tek tavsiye
edebileceğimiz şey, bu uydu anteninin masrafına katılmak zorunda
değil yararlanmamak şartıyla. Yararlanmaz ve katılmaz. Kendisine
dairesinin içerisinde alıcı hizmetini görecek bir tesisat
yapabileceği yoksa dışarıdan görünür şekilde, dış görüntüyü
etkileyecek bir anten çıkıntısı yapamayacağıdır.
KİRACI ÖĞRENCİLER
Ev sahiplerinin öğrencilere daha yüksek fiyat
göstermelerinin haklı bir sebebi var mı, nereye şikayet
edebiliriz?
Turgut Öz: Tabi adaletsiz bir durum. Ama ev sahiplerinin
kirayı vermek için daha yüksek para istemelerine yapacak bir şey
yok . Niçin benden kötü niyetle çok fazla para istiyorsun. Bu
kadar kira. Başkasına daha az kiraya veriyorsun demek hakkı
maalesef bulunmamaktadır.
KİRA PARASINI TESPİT İLE ARTIRIMI ARASINDAKİ FARKLAR
Kira parasını tespit ile kira parasını artırım davası
arasındaki farkları, mevzuat ve yargıtay kararları doğrultusunda
izah eder misiniz?
Turgut Öz: Kira parasında aslında ayrı bir dava yok. Her
türlü kira parasına etki eden davayı bu isimle adlandırmak
mümkün. Tespit davası bu 6570 sayılı kanunda uygun görülmüş olan
ve bu yasaya yönelik ve her yıl tekrar tekrar yenilenen kira
sözleşmelerinde yenilenen kira yıllığı için enflasyon artışı
sebebiyle kirayı verenlerin açtıkları artış davasıdır. Bir de
uyarlama davası denilen bir dava vardır. Bu da sırf kira
sözleşmeleri için değil, her türlü sözleşmede aslında olur. 2,
3, 4, 5 yıllık süre içerisinde bazen kiracı, bazen kiralayan
aleyhine değişen ekonomik şartlara bağlı olarak süre bitmeden
önce bu kira artık katlanılmaz olduğu gerekçesiyle dürüstlük
kuralı uyarınca bunun adapte edilmesi, dürüstlük kuralına
dayanarak açık bir yasa hükmü de genel hükümlerde olmamasına
rağmen uyarlanması davasıdır. Daha çok büyük işyeri kiralarıdır
bunlar. Dolar birden fırladı. Dolarla verilen kirada bunu
indirin demesi. Türk kirasıyla kiralanan ama çok komik oldu
arttırın demesi gibi, onun şartları çok ağırdır, adına
uyarlaması davası denir. Bir yıldan daha uzun süreli kira
sözleşmelerinde söz konusu olur.
KONTRAT İMZALAMADAN ANLAŞMA
Kontratımız bittikten sonra yeni kontrat imzalamadan
belli bir kirada anlaşıp devam ediyoruz. Bizim haklarımız devam
ediyor mu?
Turgut Öz: Zaten bizim borçlar kanunumuza göre ve
bahsettiğim özel kanuna göre kira sözleşmesi bir yazılı halde
değildir. Sözle de anlaşsa kişiler kira sözleşmesi kurulmuş
olur. Delil niteliği taşır, yazılı belge sadece. Bu bakımdan
elbette sözleşmeleri geçerli. Bu devam ettikçe de sözleşme devam
ediyor. Yalnız başlangıç tarihini yazılı yapmamışlarsa, o
sözleşmelik süre bittikten sonra, o süre bir yıl olsun, iki yıl
olsun, üç yıl olsun, beş yıl olsun, on yıl olsun. Daima bu kanun
birer yıl yenilenip devam edecektir. Ta ki kanunun aradığı
tahliye sebeplerinden biri, çıkıp birisi hukuki yola başvurup
tahliye edilinceye kadar.
KONTRAT BİTMEDEN ÇIKIYORUZ
İki yıllık kontrat imzalamıştık. Ama evden çıkmak
zorundayız. Evsahibimiz bu parayı bizden mutlaka alacağını
söylüyor. Haklarımız neler?
Turgut Öz: Eğer haklı bir gerekçe olmadan yani evin
kullanılmasında bir güçlük, başka bir engel olmayıp sadece
kiracının kendi sübjektif şartları sebebiyle, evde ben artık
oturmak istemiyorum, oturamayacağım demesiyle belirtilen süre
sonuna kadar kira ödemekten aslında kurtulamaz. Ancak şöyle bir
durum söz konusu olabilir. Şartlarının burada kalmaya devamının
kendisi için dayanılmaz kıldığını, buna karşılık burayı
boşaltması üzerine ev sahibinin çok kolay, çok iyi şartlarda
kiracı bulabileceğini, bu yerin buna müsait olduğunu söylüyoruz.
Dürüstlük kuralına dayanan bir keşif davası ile bunu hakime
anlatabilirse bir şansı olabilir. Bunu da yapamadı ayrıldı gitti
diyelim. Ev sahibi gitti başkasına kiraya verdi. Ondan sonra bu
şartlar da aranmadan, kendisinden süre sonuna kadar kira
bedelini istediğinde, başkasına kiraya vermesi sayesinde elde
ettiği kira paralarını bundan düşebilecektir.
DEPOZİTO
Evimizi kiraladığımızda boyası dahil birçok masrafını
biz karşılamıştık ve bir de depozito vermiştik. Evsahibimiz
şimdi bizim yaptırdığımız şeylerin bozulmasını gerekçe
göstererek depozitomuzu vermiyor, buna hakkı var mı?
Turgut Öz: Kendi aralarındaki anlaşmanın yorumuna bağlı
bir şey. Kiracı alındığı gibi teslim etmişse depozitosunu alması
lazım. Burada bunun değerini kiradan mahsup edip etmeyecekleri
hususunda nasıl anlaştıklarına bakmak lazım. Bunu bedelsiz
olarak yapmayı zaten üstlenmişlerse normal bir kullanım...
Yaptığı masrafı ispat etmesi lazım. Bunu kira parasına ek olarak
bir bedel gibi vermeyi kabul edip etmediğini ispat etmiş olması
lazım. Kira şartlarından biri bunları bedelsiz olarak da yapması
idiyse yine bundan sorumlu olacaktır.
KONTRAT İMZALAMADAN ANLAŞMA
Kiracımızı tahliye etmek istiyoruz ama çıkmayacağını
söylüyor. Hangi gerekçelerle evi boşaltmasını sağlayabiliriz?
Turgut Öz: Çıkmayabilir, 6570 kanunun getirdiği özel bir
imkan bu. Ancak bu kanunun belirttiği belli ihtiyaç sebeplerini
tahmin edebilirsiniz. Kiraya verelim, kendisinin eşinin veya
çocuklarının ihtiyacını ispat etmesi lazım. Yahut kendi ihtiyacı
yoksa da kiracının kendisinin eşinin veya çocuklarının aynı
belediye sınırları içinde veya aynı şehirde benzer nitelikte
kullanıma elverişli bir konutu olduğunu ispat ederse
çıkartabilir. Veya ihtarlara rağmen kirayı ödemezse
çıkartabilir... Onların da özel şartları var. Bir borca
aykırılık yaparsa çıkartabilir. Yoksa, artık ben seni çıkartmak
istiyorum olmaz.
KİRACILI MÜLKÜ SATIN ALMAK
Bir dükkan satın aldım. Dükkanda ise bir kiracı var .
İki yıldır eski sahibine kira ödemiyormuş, bana bu yılın
kirasını eski dükkan sahibime ödedim diyerek, bana da ödemiyor.
Dükkanın önceki sahibiyle olan anlaşması beni ilgilendirir mi?
Bu işten nasıl kurtulurum?
Turgut Öz: Bir taşınmazı, gayrımenkulü satın aldığınız
takdirde yasa gereği bu kiracıyla aranızda kira ilişkisi
kurulmuş olur. Bunun için fatura aldığınızdan itibaren bir ay
içinde ihtar çekip altı ay sonra tahliye ederseniz
kurtulabilirsiniz. Yoksa siz de bu ilişkinin tarafı olursunuz.
Ama tahliye talebinde kendi ihtiyacını ispat etmesi de lazım. Bu
imkanlar yoksa kira sonrası taraf olarak devam edecek. Gelecek
kiraların da önceden ama kendisinin bu taşınmazı satın alıp bunu
da kiracı bildirmesi önce ödendiği iddiası var. Eğer böyle bir
iddia doğruysa, maalesef bu paraları isteyemez. Ve bu söylediğim
bir ay ve altı ay sürede bu şartları gerçekleştirmemişse dönem
sonunda bir ihtiyaç beyan edene kadar para almadan buna
katlanmak zorunda.
KİRA ARTIŞI
Aylık kiram 40 milyon tl. Ama dükkan sahibi 90 milyon
istiyor, ne yapmam lazım?
Turgut Öz: Burada kira artışı yapmak zorunlu değil.
Yapmadı diye sorumlu olmaz. Sözleşmedeki, anlaşmadaki kirayı
vermeye devam edebilir. Başına hiçbir şey gelmez. Kirayı verenin
bu kira dönemi sonunda mahkemeye başvurarak kira tespit davası
açması lazım. O davayı kazanıp da hakimin takdir edeceği kirayı
o andan itibaren ödemek zorunda. O artışı o zaman yapmak
zorunda.
KİRAMI ELDEN VERMEK İSTEMİYORUM
Kiramı bankaya yatırmak istiyorum fakat ev sahibim
kirayı elden istiyor. Bence vergi ödememek için bunu yapıyor,
kirayı bankaya yatırmak için ne yapmalıyım?
Turgut Öz: Kira borçları, para borçlarıdır. Borçlar
kanunumuza göre borçludur. Aksi kararlaştırılmadıkça borcu
alacaklının ikametgahında ödemek zorundadır. Burada kiracımız,
bankaya para yatırılmasını kabul etmemesi üzerine, ev sahibinin
ikametgahına gidip aslında para vermek, ödemek zorunda. Niye
banka hesap numarası vermiyorsun, bankaya yatırmıyorum, bu
zamana kadar ödemiyorum diyemez. Ama parayı öderken makbuz
isteme hakkına sahip. Vermezse sorumlu olur. Makbuz istemek ve
makbuz verilmesi şartı ödemek üzere ikametgahında ödeme yapmak
zorunda.
KONTRATTA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR
Yapılacak en iyi ve sağlam kontrat nasıl olmalı?
Özellikle hangi konulara dikkat edilmesi gerekiyor?
Turgut Öz: 6570 yasa olsun, borçlar kanunumuz olsun, kira
sözleşmesini özel bir şekle bağlı tutmamış. Yani, halk arasında
kontratım, sözleşme yok denilen durumlarda dahi eğer taraflar
anlaşarak bir bedel karşılığı birisinin kullanmasını kabul
etmişlerse, kira sözleşmesi kurulmuştur. Ama tabi bunun
hükümleri tartışma konusu olacağı ve ispat zorluğu çıkacağı için
bunu yazılı bir şekle dökmelerinde fayda var. Burada kira bedeli
tabi iyi düşünülerek tespit edilmeli. Oturulacak yerin şartları,
kira süresinin ne olacağı tespit edilmeli. Tabi bu kontrat nasıl
olmalı derken, kime göre iyi? Kiracıya göre mi, ev sahibine göre
mi? Her iki tarafın menfaatini ortak koruma durumunda olduğunuz
için sadece bir taraf için iyi gelecek hükümler ne olur
hususunda bir fazla açıklama yapmak istemiyorum. Çünkü duruma
göre değişebilir. Böyle bir taraf tutma pozisyonu olmadan...
KONTRAT DOLMADAN EVDEN ÇIKMA
Kontratım bitmeden evden çıkmak istediğimi evsahibime
ilettim. Ancak kendisi evden çıkarsam ev yeni bir kiracı
tarafından tutulana kadar kirayı ödemek zorunda olduğumu
söyledi. Böyle bir yasa var mı?
Turgut Öz: Bahsettiğimiz kira kanunumuza göre kira
döneminin bitmesinden en geç 15 gün önceye kadar kiracı
sözleşmenin yenilenmesini istemediğini bildirmelidir. Başta
kararlaştırılan süre sona ermeden tek taraflı olarak çıkamaz.
Ancak, karşı tarafın da erken bitmesini kabul etmesiyle
çıkabilir. Çoğu kez karşı tarafın işine gelir. Çünkü hayat
şartları malum, daha yüksek kiraya verme imkanı olacaktır ama
işine gelmediği durumlarda bunu yapmak zorunda değil, çıksanız
bile kiranızı öderseniz. Hatta daha da ciddi bir durum var. 6570
sayılı kanun her sene taraflar istesin istemesin kiracı 15 günü,
kira döneminin bitmesini kaçırdıktan sonra kira sözleşmesini
yerine getiremediğini bildirse bile bir sene daha kira
sözleşmesi yenilenmiş olacaktır. Buna dikkat edilmesi gerekir.
TEMİNAT MAKSADIYLA İSTENEN SENET
Yeni bir eve taşındım ve ev sahibi ile kira kontratı
yaptık. Pul yapıştırdık, imzaladık. Bu kira kontratı geçerli
midir? Benden açık senet aldı ve bunu kira kontratına yazdı.
Bunun da elektrik, su vs. için olduğunu söyledi. Çıkarken hiçbir
borç bırakmasam da bu senetler geçerli olur mu?
Turgut Öz: Kiraya mahsus bir durum değil. Teminat
maksadıyla istenen senetler söz konusu. Gelecek kira borçları ve
eve bir zarar verilirse, ev sahibinin bu zararın tazminini
isteme hakkına teminat olsun diye. Teminat maksadıyla her türlü
senetler için söylenecek şeyler burada da söylenecek. Bunu
takibe koyduğu zaman kiracı bunun teminat maksadıyla olduğunu
ispat etmek zorunda. Bir takım delillerle hakime gerçek maksadın
bu olduğunu ispatlayamazsa şöyle bir güç duruma düşebilir.
Malum, verilen senetler, ikinci evraksa, bu soyut borçların
belgeleri olduğu için bunun şartlarının gerçekleşip
gerçekleşmediğine bakılmaksızın tahsis etme olabilir. O bakımdan
hiç olmazsa bu teminat içindir. Senedin içine yazılması şart
değildir. Herhangi bir yerde bu hususun belirtilmesi yeterlidir.
HER YIL YENİ KONTRAT YAPMAK GEREKİR Mİ?
Evsahibimle bir yıllık kontrat yapmış, ve belli bir
artış belirlemiştik. Yenisini yapmadık, ben şimdi bir yıl daha
oturabilir miyim?
Turgut Öz: Kontratın yeniden imzalanması şart değil. Yasa
gereği tekrar tekrar yenileniyor. Bu bakımdan sona erme
senetleri yoksa, kiracı rahatça oturabilir ve kimse onu
çıkartamaz. Kira miktarına gelince. 6570 sayılı kanun tarafların
başta anlaşmasıyla dahi ileriye yönelik olarak serbestçe kira
arttırımına izin vermemiş kiracıyı korumak için. Ancak bu
yasanın yorumunda yargıtayımız ilk seneki yenilenmedeki
sonrakilerin kira artışını geçerli kabul ediyor. Ama sadece ilk
seneki... Kira sözleşmemizde her sene kiraya yüzde 80 zam
yapılır. Yahut yüzde 100 artış olur. Bu iki sene geçtikten sonra
ikinci sene bakımından uygulanma mecburiyeti olan bir hükümdür.
Kiracı gerçekten bu belirtilen yapmak zorundadır, itiraz
etmeden. Ondan sonraki senelerde hiçbir hükmü yoktur. Taraflar
anlaşmadıkça ve anlaşmamaları halinde de kirayı veren mahkemeye
gidip, hakimden enflasyon oranına ve başka bazı özeliklere göre
kira arttırma kararı almadıkça aynı kirayı vermek üzere devam
edebilir.
YILLIK KİRA ARTTIRIM ORANI
Şu an kanuni olarak yıllık kira arttırım oranı nedir?
Turgut Öz: Belirttiğimiz gibi serbestçe kira artışı
kararlaştıramıyor ki, bunun ne olacağı sorunu ortaya çıkıyor.
Enflasyon sebebiyle kirayı verenler, mahkemeye başvurarak tespit
davası diye bir davayla, kira miktarının tespit edilerek
arttırılması, hakimin isteği. Bu ülkemizde çok değişen bir
uygulama. Maalesef 400 kere değişmiştir. Baskı altında ve çok
sınırlı tutulduğu dönemler oldu. Çok büyük tepki olunca,
enflasyon oranına kadar serbest bırakılmıştır. Yüzde 60’la
sınırlanmıştır. 65 getirilmiştir. En son 2000 yılı için yüzde
25’le sınırlanmıştır. 2001 yılı için yüzde 10’la, enflasyonla
mücadele programı gerekçesiyle sınırlanmış. Fakat 2001 yılının
eylül ayının 15’inde yayınlanan bir anayasa mahkemesi kararıyla
bu iptal etdildi. 2001’in eylülünden sonrasından günümüze gelen
uygulama ise şu, tekrar prensip olarak TEFE artışı oranında
mahkemelerin tespit davalarında artış yapması. Ama prensip
olarak kiranın şartlara göre çok düşük kalmasına göre,
farklılaşma olabilir. Bundan daha düşük zam olabilir.
KİRA KONTRATI YAPMAMAK AVANTAJ MI?
Kira kontratı yapmayan kiracılar hangi haklardan
mahrum kalırlar? Ev sahibinin kira kontratı yapmak istememesi
ona bir avantaj sağlıyor mu?
Turgut Öz: Kira miktarının yazılması bakımından hiç
kimseye bir avantajı ve dezavantajı yok. Ama ilk yenilenme için
kontratta kira miktarının yazımının avantajı var. Sadece ilk
yenilenen sene için ev sahibi bu yazan miktarda artış
isteyebiliyor, TEFE oranlarını aşsa bile.
KAT MALİKLERİ İLE SORUNLAR
Kooperatif yapımı bir sitede kiracı olarak oturuyorum.
Kötü malzeme ve işçilikten dolayı kış aylarında alt katlardaki
kömürlü sobaların dumanı bizim evden çıkıyor. Aynı sorunu diğer
kat sakinleri de çekiyor. Yönetime sorunu bildirdik. Çözüm
olarak merkezi ısıtma sistemi getirildi. 108 dairenin bir kısmı
kalorifer sistemini pahalı olduğu gerekçesiyle istemiyor. Bir
kısmı da duvarlarının yıkılıp baca onarımı yapılmasını kabul
etmiyor. Sorun sağlığımızı etkileyecek durumda olmasına rağmen
çözümsüz kaldı. Acaba ne yapabilirim?
Turgut Öz: Sorunun iki yönü var. Birincisi, kendisine bu
evi kiraya veren kişi arasında kira sözleşmesi açısından. Bu
şartları bilerek, ekonomik durum bakımından ucuz olduğu için,
fiyatı düşük olduğu için bu evi tutmuşsa, bu kira sözleşmesine
dayanarak bir hak talep edemez. Ama böyle değilse, sonradan
ortaya çıkmış bir durumsa, mümkünse eğer bu bozukluğun
giderilmesi, kendi dairesinde yapılacak bir tamiratla.. Kiraya
verenden isteyebilir. Kendi evsahibinden talep edebilir. Masrafı
ona ait olmak üzere yapabilir veya kirayı kesebilir. Ama öyle
bir durum yoksa veya olsa bile bir de işin kat mülkiyeti
bakımından yapılacak şeyler var. Kat mülkiyeti hukukuna göre bu
tür sorunlar kat mülkiyeti kanunu açısından kat malikleri
tarafından çözümlenmelidir şüphesiz. Alt kat malikinden bunu
izole eden, ortadan kaldıran tedbirleri almasını isteyebilir,
dava edebilir. Bunu yapmıyorsa, sulh mahkemesine başvurarak bunu
isteyebilir.
EMSAL GÖSTERME
Vakıftan almış olduğum işyeri için aylık 627 milyon
lira kira ödüyorum. Komşularımsa 75 milyon ile 275 milyon
arasında ödüyorlar. Kira oranımı düşürebilir miyim?
Düşürebilirsem nereye başvurmalıyım?
Turgut Öz: Emsal göstererek rayicin daha düşük olduğunu
söyleyerek, kendi özgür iradesiyle sözleşmede kabul ettiği kira
oranını sonradan düşürmesi, subjektif bir sebeple mümkün değil.
Kira oranının bu şekilde enflasyon olan ülkelerde üstelik
objektif şartlar hayatı pahalılaştırırken, bu kiralama
sırasındaki bir tercihe dayanarak düşürülemez. Ancak bu soru
kapsamına girmeyen ama dövizle kararlaştırılan kiralarda veya
döviz arttıkça, beklenmedik enflasyon artışı sebebiyle bu kira
miktarının indirimi imkanı var.
KONTRATDAKİ ARTIŞ ORANI RAİCİN ÜSTÜNDE
4 senedir kontratımda yazan ito toptan eşya endeksine
göre artırımı yaptım. Fakat bu seneki zam oranımla sitedeki yeni
kiralanan daire fiyatlarının %50-60 oranında fazla kira vermem
gerekeceğini hesaplıyorum. Acaba kontratı yenilemeden rayiç
üzerinden kira artışı istemem yeterli mi yoksa bunu kontrat
yenileme ile mi yapmalıyım? Bir ay önceden bildirmem yeterli mi?
Turgut Öz: Kiracının kontrat yenileyerek de yenilemeyerek
kendi başına böyle bir şey yapması mümkün değil. Kiracı, ev
sahibinin rızasını alarak bunu yapabilir, mahkemeye gitmeksizin.
Mahkemeye giderse de sözleşmedeki hüküm TEFE rayiç oranında
artış olduğuna göre, mahkemede bu oranda zam yapmayı kabul
ediyor. Bu açıdan, bunu engellemesi mümkün değil gibi görünüyor.
Fakat bulunduğu evin özelliği açısından öyle anlaşılıyor ki,
belirttiği rayiçlerden bu oranda değer kazanmayan bir yer.
Emsalleri bu kadar değerinin artmadığı bir yer. Bu özellikleri
hakime iyi anlatabilirse TEFE artış endeksinden daha düşük bir
zam yapması söz konusu olacak. Kendisi hiç zam yapmasa bile
biliyorsunuz, 2 seneden sonra hüküm ifade etmeyeceği için
artışlar, zaten kirayı veren mahkemeden artış kararı almadıkça,
artış yapmak zorundadır.
EVDE EVCİL HAYVAN BESLEMEK
Sekiz yaşındaki köpeğimle aynı apartmanda üç yıldır
aynı evde kalıyorum. Evi tutarken evsahibim ve komşularımla bu
konuda anlaşmış ve hiçbir sorun yaşamamıştım. Fakat iki ay önce
alt katıma taşınan komşum sürekli olarak köpeğimden rahatsız
olduğunu söylemeye başladı. Yasal olarak onu evden
attırabileceğini söylüyor, böyle bir hakkı var mı? Beni
mahkemeye verirse kendimi nasıl savunabilirim?
Turgut Öz: Bu kat mülkiyetinden doğan ihtilaflar arasında
evde evcil hayvan beslemekten doğan sorunlar, özel bir yer
tutuyor. Çok da tartışılan bir sorundur. Başını da köpek besleme
olayı çekiyor. Kat mülkiyeti kanunumuz komşuların birbirini
rahatsız edecek her türlü davranıştan imkan nispetinde kaçınma
yükümlülüğü yüklüyor. Tabi ki özellikle köpeğe, kediye mahsus
bir hüküm yok. Bu çerçevede sorunun çözülmesi lazım. Uygulamada
yakın zamana kadar gazetelere de yansıyan çelişik kararları
görmüşsünüzdür ama yargıtayımız çok sert bakıyordu bu işe.
Komşuların şikayet etmeleri halinde kat mülkiyetine tabi bir
dairede köpek beslenemeyeceğini, beslenmenin mümkün olmayacağı
görüşündeydi. Bunu bu şekilde yorumluyordu. Fakat şimdi daha
yumuşadığını görüyoruz. Genellikle kabul edilen şu, başlı başına
bir köpek beslenmesi, bu şekilde komşuluk hukukuna ihlal, kat
mülkiyetine aykırı davranış sayılmıyor. Ayrıca köpeğin diğer
komşularını rahatsız eden davranışları olması lazım. Bu sadece
görüntü ve saldırmak değil, havlaması, yüksek seslerle sürekli
komşuları rahatsız etmesi gibi...
OĞLU GELECEK DİYE EVDEN ÇIKARDI...
Evsahibim beni oğlu gelecek diye evden çıkardı. Sonra
evi oğlunun üzerine geçirdi. Ama sonra tekrar kendi üzerine
alarak başka birine kiraya verdi. Bu durumda haklarım neler?
Turgut Öz: Gayrımenkul kiraları kanunu, kişinin kendisi,
çocukları veya birlikte yaşadığı eşin ihtiyacı sebebiyle her
zaman kiracısını çıkartabileceğini söylüyor. Dava açmasına göre,
o kira döneminin sonunda çıkartabilecekti eskiden. Şimdi davanın
sonunda da hemen çıkartılabiliyor. Kabul ediyor. Bu bakımdan ev
sahibinin yaptığı, oğlunun üzerine geçirmek yerine, oğlumun
ihtiyacı var diye de çıkartabilir. Oğlunun üzerine geçirip de
benim ihtiyacım var diye çıkartmasının fazla bir anlamı yok.
Ayrıca oğlu, kira sözleşmesini yeni malik olarak devralmış da
olacak.
Oğlu gelip oturmazsa, o zaman başkasına kiraya
verirse, beni niye çıkarttın diyemez miyim?
Turgut Öz: Herkesi uyaralım. Gayrımenkul kiraları
hakkındaki kanun, bunun istismar edilmesine ağır cezalarla bir
set çekiyor. Diyor ki, ihtiyaç sebebiyle, kendisinin, eşinin
veya oğlunun, ayrıca inşaat yapacağım, tamirat yapacağım diye
kiracıyı tahliye etmişseniz üç sene boyunca bunu başkasına
kiraya veremezsiniz. Verirseniz, altı aydan bir yıla kadar hapis
cezası var. Ayrıca çıkartılan kiracının ödediği son kira
üzerinden üç yıllık kira tutarında ceza ödemek zorunda kalır.
Çok ağır bir yaptırımı vardır. Ama kendi ihtiyaç talebi üzerine
kiracı kendi isteği ve rızasıyla çıkmışsa bu cezalar, bu
yaptırımlar yok. Israr edip, ben sana inanmıyorum, kalıyorum
diyen kiracıya dava açıp da, dava dahiliyle karar alarak
çıkartmışsak, bu yaptırımlar var. Bu da geliştirilmiştir. İyi
niyetle kiracı çıkarsa, bu cezalar yok. Sonuna kadar direnip de
mahkemeye çıkartılırsa, kiracıya ceza var...
YÖNETİCİNİN HAKLARI
16 dairelik bir konutta oturuyorum. Yöneticimiz yakıt,
kapıcı aidatı, ortak kullanım elektrik ve su parasına
katılmıyor. Yasal olarak böyle bir hakkı var mı?
Turgut Öz: Kat mülkiyeti kanununa göre yöneticilerin
yaptığı yönetim hizmeti karşılığında kat maliklerinden ücret
alma hakları var. Bu kanuni bir hak. Ama bunun miktarı yasada
belli değil. Buna kat malikleri karar verip tespit edecekler.
Özel bir oran olmadığı için arsa ve sayı bakımından ikisinin de
birden çoğunlukla vereceği karara göre, buna bu ücret verilecek,
uygulamada biz de bu ücret vermek yerine bir takım masraflardan
yöneticiyi muaf tutmak şeklinde oluyor. Bu oranı sağlamışlarsa,
yapılabilecek bir şey yok. Bu oran sağlanmamışsa, bu takdirde
mahkemeye başvurarak yöneticiye hakkı olan adil bir ücretin
tespitini isteyebilir.
OTOPARK SORUNLARI
Bir aparmanın bahçe katında oturuyorum. Apartmana ait
otopark tarafında olan pencerelerimin önüne park eden
otomobillerin egzoz kokusu ve gürültüsünden çok rahatsızım. Bu
otomobiller penceremin tam önüne park edebilir mi? Yasal olarak
ne kadarlık bir mesafe olmalıdır? Bu tür düzenlemeler hangi
yasayla yapılmıştır?
Turgut Öz: Park yerlerine ilişkin bir yasa yok. Eğer bu
apartmanın kendi parkıysa, o apartmanın yönetim planında bu
otoparkın yeri vardır. Veya arabaların parkedeceği de kabul
edilmiştir, benimsenmiştir, böyle bir durumda normal bir araba
kullanımı, malum arabaların egzos kontrolü de söz konusu, ayrı
bir konu o. Trafik yasasına göre de taşınması gereken
özelliklere sahip bir arabaysa, normal bir şekilde parkedilmesi
söz konusu. Yapabilecek bir şey yok. O daireyi bilerek satın
almıştır, oturuyordur. Ama apartman dışında bir otopark ise
aslında yine aynı kriterler söz konusu ama yönetim planına
bakmaya lüzum yok.
KİRACI AİDATLARI ÖDEMEZSE
Kiracım 4 aydır aidatını ödemiyor. Yönetim onu icraya
verebilir mi?
Turgut Öz: Kat mülkiyeti kanununa göre aidat ödemekte
aslında evsahibi yükümlüdür. Kiracı, bundan yasa gereği yükümlü
değildir. Ev sahibi ödemediği için kiracıdan alınabilir, o da
kira parasından düşülebilir. Ama bizde hemen hemen daima olduğu
gibi kira sözleşmesinde bu kiraya ek olarak kiracıya yükletilir.
Aralarında sözleşme olduğu için. Bu o kadar yaygın ki, zaten
yasa gereği, normal durum bu zannetmesinler. Kira sözleşmesinde
özellikle kiracının bu aidatı ödeyeceği hususunda ev sahibinin
bundan sorumlu olmayacağı hususunda anlaşma yapmamışlarsa o da
sorumlu olacaktır. Burada böyle bir anlaşmanın olduğu
varsayımıyla hareket edelim. Aidatını ödemeyene karşı gerek
yönetici, gerek diğer kat malikleri sulh mahkemesine
başvurabilir. Hatta bunun doğrudan aidatın miktarı, kat
malikleri kurulundaki bir karara geçmişse, icra takibi yapmak da
mümkündür.
KIZ ARKADAŞIMI EVE GETİRMEK SORUN MU?
Biz üniversite öğrencisiyiz ve bir sitede kiracı
olarak oturuyoruz. Ev sahibi ve komşular, kız arkadaşlarımızı
eve getiriyoruz diye bizi evden atabileceklerini söylüyorlar.
Böyle bir hakları var mı?
Turgut Öz: Daha önce belirttiğim prensipler burada
uygulanacak. Kat mülkiyeti kanununda diğer ifade var, hep
söylüyorum. Komşuları rahatsız etmeyecek, dürüstlük kuralına
göre, hak ve adalet prensiplerine göre davranışlarda bulunmak,
bunları ihlal eden davranışlarda bulunmamak diyor. Şimdi, burada
çok sık çıkan bir sorun bu. Çok insan davet etmek, kız arkadaş
getirmek vs... Veya evlilik dışı ilişki yürüttüğü birisini
götürmek. Bu hususta net bir kriter yok. O muhitin, o yerin, o
sosyal ortamın özelliklerine bakılır. Böyle davranışların
kültürel çevre ve semt çevresi olarak çok yadırgandığı ve
insanların bundan çok rahatsız olacağı ortamlarda, bu ortamın
özelliklerini dikkate alarak da biraz da ev kiralanmış ve
tutulmuş sayıldığı için daha dikkatli olmak gerektiği
söyleniyor. Ama bunların, böyle daha çağdaş yaşam şartlarına
uygun ortam için bunların bir bahane yaratmak için ileri
sürüldüğü kabul edilir. Ve buna göre bir sonuca varılır. Çok
genel olarak söyledim. Net bir görüş yoktur.
ASANSÖR MASRAFLARI
Zemin katta oturanların asansör masrafına katılması
zorunlu mudur?
Turgut Öz: Kural olarak zorunludur. Apartmanda bir
dairede, projede vardır, yönetim planında vardır. Eskiden beri
eleştirilen bir husustur ama mevcut kanunumuza göre zemin katta
olan, hatta bodrum katında da olsa, hiç kullanmadığı apartmanın
masraflarına katılmaya mecburdur. Ancak, bu asansörün yapılması
hususunda karar sonradan alınmışsa ve bu asansöre de mutlaka
ihtiyacı olan apartman değilse, 10 katlı, 8 katlı gibi.. 4 kat,
3 kat gibiyse... Masrafsız bundan yararlanmama şartıyla,
masraflara da katılmaktan kurtulabilir. Ama bu şartla. Bu
şekilde düşük kata sahip ve sonradan asansör yapılan
durumlardır.
TAHLİYE TAAHHÜDÜ
Tahliye taahhütleriyle ilgili kira sözleşmemi iki gün
önce yeniledim. Yeni kira başlangıç tarihi 15 ekim 2002.
Evsahibim boş bir kağıda imza atmamı istedi, reddettim. O zaman
evi boşaltın dedi. Bunun üzerine istediğinin tahliye taahhüdü
olduğunu söyledi. Ben de boş kağıt yerine yazılı, içeriği belli
olan taahhütname imzalayabileceğimi söyledim. Yazılı bir
taahhütnamenin üzerinde bulunan isim adres ve tarihlerde
değişiklik yaparak tahhütnameyi imzaladım. Kira kontratının
üzerine imza edilme tarihini, yani 23. Eylül 2002’yi yazdım.
Aynı anda olduğu için tahliye taahhüdüne de aynı tarihi attım.
Şimdi ev sahibim bu taahhüde dayanıp beni kontrat bitiminde
evden çıkarabilir mi? Her yıl bu işlemin yenilenmesi gerekir mi?
Turgut Öz: Tahliye taahhüdü için özel hükümler var
kanunumuzda. Kira sözleşmesinin tarihinden daha eski ve aynı
tarihli tahliye tarihlerinin hükmü ve geçerliliği yok. Çünkü
bunlar, ev sahibinin kirayı rahatsız etmiş için verilmiş
sayılıyor. Ve bu konuda yasa kiracıyı koruyor. Tahliye
taahhüdündeki tarihinin kira sözleşmesindeki tarihten daha
sonraki bir tarih olması. Daha sonra verilmiş olması lazım,
geçerli olması için. İzleyicinin sorusunda bu şart olmadığını
görüyorum. Ve geçersiz olduğu ileri sürülebilecek. Burada iki
noktaya temas edeyim. Bu, daha sonraki tarih olduğu için,
geçerli olan bir tahliye taahhüdüne göre, tahliye tarihi
geldiğinde bir ay içinde ev sahibi tahliye talebinde bulunma
davası açmalıdır. Bu süreyi kaçırırsa, yine geçersiz olur.
İkincisi, uygulamada şöyle bir yola başvurulduğu görünüyor,
kanuna karşı ev sahipleri açısından. Bu konuda izleyicilerimizi
uyaralım. Kirayı yaparken ileri tarihli bir tahliye taahhüdü
alınır. Ya da tarih kısmı boş bırakılıyor. Sonradan doldurulmak
üzere. Gerçekte kiracı bunu sözleşme yaparken veriyor ama daha
sonra o taahhütle bunu tahliye etmeye kalktığında derdini
anlatamıyor. Şimdi tahliye taahhüdündeki tarih daha sonra tarih
oluyor. Buna şöyle bir çare var. Böyle bir durumda kiracı olarak
kalırsanız, daha ileriki tarihli bir tahliye taahhüdüyle kira
artışını sağlarsanız, bu tahliye taahhüdüne yazdığınız veya
muhtemelen boş bıraktıysanız doldurulacak, ilerideki tarihten
daha erken tarihli bir ihtarnameyle. Hemen sonra bir noter
ihtarnamesiyle böyle bir tahliye taahhüdü verdim ama gerçekte
üzerinde yazılı tarihte verilmemiştir, daha önce verilmiştir,
derseniz ve bu ihtarnamenin sizin o verdiğiniz tahliye
taahhüdünden daha önceki tarihse yine bunu geçersiz sayma
imkanınız var. Kiracıyı korumak için mahkemelerimiz. Kiracı da
bu kadar ince, hassas plan, tezgah yapıp da sonradan tahliye
taahhüdü vereceğim, önceden ihtar çekip taahhüdü de vermez.
Olamaz, diyor.